15 Kasım 2017 Çarşamba

DİNLER ARASI DİYALOG FİTNESİNE KARŞI TÜRKİYE'NİN MİLLİ PROJESİ: GÖKSEL BİRLİK/TEOLOJİK MERKEZ TÜRKİYE







Dinler arası diyalog fitnesinin günümüzdeki karşılığı İbrahimi Dinler tanımıydı. Buna göre, kendisi Peygamber olan ve diğer peygamberlerin atası konumunda bulunan İbrahim'e kitap verilmemiş olmasına karşın Yaratıcı'nın emir ve buyruklarının tebliğ sorumluluğuna tabi tutulmuştu. Tez, kitaplı semavi dinlerin kurucuları olan peygamberlerin kan bağı olarak İbrahim'e, bu dinlerin ise içerik olarak İbrahim'in tebliğ ettiği dine dayandığını öngörmekteydi. Bir kişinin yaratıcıya imanı ve dinlerin ortak değerlerinden oluşturulacak pratik ve evrensel bir din Yeni Dünya'nın dini yani İbrahimi Din olacaktı.  

Tek Din fikriyatı, İlluminantlığın ve İlluminant aristokratlığının aracı olarak kurulan masonluğun Tek Dünya projesiyle uyumluydu. Tek hükümet mevcutsa tek din gereken inanç ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktı. Günümüzde İbrahimi Dinler projesine inanmış insanların bir kısmı iyi niyet ve samimiyetle bu tasarının elemanlarıda olsa, Tek Din kavramı iddia edildiği gibi semavi bir anlam taşımamaktaydı. Bu arada kitaplı dinlerin olduğu kadar, samimi mitolojik tezlerinde semavi kapsamda değerlendirilmesini uygun bulduk zira mitolojik ögeler tam manasıyla ''göksel'' olay ve argümanlarla ilişkilidir.

Uygarlığın kökeninin dayandığı kadim diyarlar arasında gösterilen Mısır'da Firavun IV.Amenofis, Aşağı Mısır'da Tek Tanrılı Aton dinini var ettiğinde yerleşik müesses nizamı kaybetmek istemeyen Amon rahipleri ve savunucuları bu duruma savaş açtılar. Onlar çok tanrılıydı ve tanrılarının en büyüğü konumunda ise Amon bulunmaktaydı. Her ne kadar Amenofis yaşadığı süre içerisinde tek tanrı kavramından yana duruşta gösterse ölümüyle beraber Aton ve müritleri hızla tasfiye oldular. Aton dininin az sayıdaki rahipleri yer altındaki mabedlere çekilerek dinlerini yaşadılar, yaşattılar ve dünyaya hakim olacağı günü beklediler. Sonradan çeşitli kültürlerin etkisiyle (özellikle cabirilik) Aton dini tek tanrı iddiasını sürdürsede öz paganizmden saptı ve yapay paganizmin mamulü bir tek tanrıya dönüştürüldü. Yunan medeniyetinde rol alan filizofların Mısır mabedlerinde eğitimi bilindiğine göre düşünürlerin eserlerinde işledikler tek tanrı fikri Aton'un başkalaşım geçirmiş yapay paganist versiyonuydu. Yani bugün Tek Tanrı kavramı böyle bir tarihsel gerçeği barınıdrmaktadır.

Modern siyasi manada ise Tek Tanrılı Tek Dinin ön koşulu olan diyalog faaliyetleri katolik kilisesini düştüğü buhrandan çıkartabilmek için tedbirler arayan Vatikan ve dönemin papası 23. John'un ürünüydü. Bu papa hayatını noktalayınca yerine geçen VI.Paul zamanında kavram giderek kurumsallaştı ve Vatikan içerisinde Asya Dinleri, Hırıstiyanlık Müslümanlık Masası gibi yapılanmalar meydana getirildi. Papa Jean Paul'ün bir oldu bittiyle tasfiye edilmesi ile yerine getirilen Papa II. Jean Paul zamanında ise Yahudilerede el uzatıldı ve 1985 yılında insanlığın kurtuluşu için Yahudi Hıristiyan işbirliği temennisi açıklandı. Ayrıca Papa 1986'da Roma Sinagog'unu ziyaret ederek tarihte ilk kez bu görevi yerine getirmişti.

Vatikan'ın bu çalışmaları diyalog kavramının yalnızca bu katolik merkezler sınırlı kaldığını göstermez. Yeni Atlantis olarak hayata geçirilen paganist masonik devlet Abd'nin de bu projede yer aldığı diyalogçulara verdiği destek ve himayeden bilinmektedir. Bu diyalogçulardan en etkinleri olan Moon, Tahirül Kadri, Li Hongzi; Vatikan'da değil Abd'de ağırlandı. Şu halde diyalog kavramı hususunda iki lobinin egemenlik yarışının sürdüğü unutulmamalıdır.

Türkiye'de ki diyalog faaliyetlerini ise 15 Temmuz 2016 askeri kalkışmasını yöneten Fetö yürütmekteydi. Fakat bu yapının 2013 yılından itibaren legal hükümeti tasfiyesine yönelik girişimleri halk nezdinde nefretle karşılanmıştı. Fetö 2014 yılının Ocak ayında imza attığı Mit tırları hadisesiyle silahlı bir örgüt olduğunu ilk kez gösteriyor 2016 yılında ise bir askeri kalkışmayla Meclis'i bombalayrak İşgal zamanında İngilizlerin bile yapmadığı saldırıyı gerçekleştiriyordu.

Kalkışmanın bastırılması ile Türkiye teolojik kulvarda da bir kazanım elde etti ve dinler arası diyalog projesi açılmamak üzere kapatıldı. Fakat Gülen'in henüz Türkiye'ye iade edilmemesi ve kanımızca iade edilmeyecek olması diğer diyalogçuların halen Abd'de misafir edilmeleri bu projelerin küresel ölçekte uygulanmak istendiğini göstermektedir.

Dinler arası diyalog kavramının ülkelerdeki uygulayacıları illegalite ve silahla oldukça içli dışlı olmuşlardır. Irak'ta Kesnizaniler ordu subaylarından müridler devşirdikleri gibi, Pakistan'da Tahirül Kadri askeri darbeyi desteklemiştir. Öyle ki Kadri yaptığı konuşmada ''Hükümeti tanımadığını ve yolsuzluk çetesi olduğunu meclisin ise sirke döndüğünü'' belirtmişti. Bu zihniyetin iz düşümü ise Türkiye'de Gülenistler tarafından uygulanmak istenmiştir.

O halde buraya kadar ifade ettiklerimizden şu sonuçları çıkartabiliriz;

Dinler arası diyalog tek din projesine dayanmaktadır
Tek din olarak kastedilen yapay paganist bir öğretidir
Yeni din yeni kurallar bu ise yeni otoriteler belirleyecektir
Diyalogçular silahlı örgütlerdir

15 Temmuz'dan sonra Türkiye sayfası kapatılan diyalog projesi tamamen Türkiye'nin aleyhinde olan bir uygulamaydı. Lobilerin hazırladıkları bu projelere karşı Türkiye kendi projesini var etmek zorundaydı. Buna göre Türkiye Göksel Birlik / Teolojik Merkez stratejisini uygulamaya koymalıdır.

Türkiye'nin hiçbir dini inançla sorunu bulunmamaktadır

Semavi dinler gibi doğal mitolojik kavramlarda göksel tabiatlıdır. Doğal Paganizm, yapay paganizmin anti tezidir

Kitaplı dinlerin ya da kadim medeniyetlere ait inançların yayıldıkları, oluştukları, ya da kabuk değiştirdikleri topraklar bugün ki Türkiye sınırları dahilidir.

Bu sebeplerle dinler arası diyalog yalnızca insanlığı formatlamak için kullanılmayacak aynı zamanda Türkiye'nin tarihi teolojik teostratejik ve kadim potansiyelinide tamamen ortadan kaldıracaktı.


O halde Göksel Birlik/Teolojik Merkez Türkiye stratejisi, dünyanın gözünü bir anda Türkiye'ye çevireceği gibi her din ve itikattan milyonlarca insanın her yıl Türkiye'ye akın etmesini sağlayacaktır. Bunun turizm gelirlerinden öte Yumuşak Güç savaşlarında Türkiye'ye tarifi mümkün olmayan bir avantaj kazandıracağı çok açıktır.

ONUR DİKMECİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YEDİNCİ SEZONU BEKLERKEN: BLACK MIRROR VE ALTINCI SEZON KRİTİĞİ

  Black Mirror’un izleyiciyi etkilemesinde rol oynayan temel nedenlerin başında hipere kaçmayan teknolojik ilerlemenin gündelik yaşantıya uy...