Black Mirror’un izleyiciyi etkilemesinde rol oynayan temel nedenlerin başında hipere kaçmayan teknolojik ilerlemenin gündelik yaşantıya uyarlanması ve gelişen medeniyet koşulunu aktarmasıydı. Simülasyon, kontank lensler, makineler veya suretler zaten yakın geleceğin mümkün olan yaşamsal alışkanlıklarıydı. Bilimkurgu izlemeyen bir kişi bile teknolojik ve bilimsel bazı makalelere göz atacak olsa aşağı yukarı bu yeni yaşamı tahmin edebilirdi. Farklı konularıyla hiçbir zaman ideal ya da ideal olmayan hayat algısı kesin olarak işlenmemeye gayret edilmişti. Bu kült yapımın altıncı sezonu ise alışılmamış bir Black Mirror profilini doğurdu.
Bilimkurgudan Fantastik Gerilime Değişen Black Mirror
Bu makale Black Mirror ile ilgili bölümlerin detaylı analizini içermemektedir. Sanat eleştirisi olmayacak çalışma Black Mirror penceresinden bu yapımın dönüşüm evresini tartışmaya açacaktır. Beş bölümden oluşan son sezonun birinci ve üçüncü bölümleri teknoloji ağırlıklıdır. Birinci bölüm çok tartışılan simülasyon konusunu işlemekle simülasyon içinde simülasyon gibi farklı bir kurgusal hikaye öne sürmüştür. Üçüncü bölüm ise evlerinden uzak iki astronotu konu almaktadır. Astronotlar birkaç yıl sürecek uzay görevindeyken evlerinde aile yaşantılarının olağana uygun devam edebilmesi için bire bir üretilen replikalarını günün belirli saatlerinde kontrol ederek bu haliyle dünyadan çokta kopuk olmamaktadırlar. Görevli astronotlardan birinin ailesi replika karşıtı bir tarikat tarafından katledilince teselli için diğer astronotun suretini ödünç alınca ise duyusal ve etik bazı karışıklıklar yaşanacaktır. Son sezonun diğer bölümleri ise teknoloji dışındaki vurguları içerir. Bu bakımdan özellikle dört ve beşinci bölümler farklı profiller çizer. Kurt ve canavar karışımı bir yaratığa dönüşen kadın ile İblislerden bir türün dünyayı ziyaretiyle bir kadın arasında başlayan yakınlığın bilimkurguyla hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca altıncı sezonun ilk bölümü dışındaki bölümlerde bol kan temasının yer almasıda farklı bir tür gerilime işaret eder. Black Mirror, yakın geleceğin popülasyonunu anlatan teknoloji motifli bir yapım olmaktan çıkarak, gerilim bezeli fantastik bir evrene açılan pencere halini almıştır. Bu senaryo farklılığının konu temasının tükenmesiyle ilgisi bulunmaz. Çünkü bilimkurgu hacmi bilinmeyen ve bu sebeple sonsuz denilen okyanus gibidir. Pekâlâ bu okyanusun farklı derinlikleride tükenmeyecek kadar yapıma aktarılabilir. İzleyicinin değişen profilinin de gerilim ağırlıklı beğeniye açık olduğu teorisi Black Mirror klasik seyirci kitlesiyle çok örtüşmez. Onlar şaşırmak isterken şaşkınlıklarına sebep olacak hikaye örgüsünün olumlu ya da olumsuz mu olduğunu değerlendirmeyi beklerler.
Black Mirror konsept değişikliğinde umulanla ilgili marjinala yakın bir teorimiz daha mevcut. Bu ise artık giderek fantastik bir dünyada yaşamaya başladığımız gerçeğiyle örtüşüyor. Genç kitleler bireyci ve anlık olsalar bile sosyal hayatlarında bilerek ya da bilmeyerek antik döneme ait paganik ritüelleri yaşatmaktadırlar. Artık insanlar daha çok boyut kapısı, saklı sır, gizli hazine, kutlu bir peygamberin korunan hazinesi temalı söylencelerin alıcısı durumundalar. Bu durum yalnızca Türkiye için değil dünyanın ekseriyetini kapsamaktadır. Fantastik algıyla bilimkurgunun örtüştüğü bir yerde var. Bilimin çözebildiği sorunlar artık sıradanlaşırken geçerli dönem için yanıt bulunamayanlar ise metafizik olarak adlandırılır. Bu tanım zaten fantastiğe uygun olandır. İnsanlar pozitivizmi keşfetselerde metafizik alışkanlıklarından hiç vazgeçemediler. Hatta bilimin bir noktadan sonra fantastik olana yol açacağı en kuvvetli komplocu bakışın arasında yer almıştır. Bilim hibrit canlıları var edebilir ya da bilinmez bir âleme kapı açabilir. Marvel yapımlarının son dönemde hem fantastik hem de bilim kurgusal yanının bulunmasıda bu teoriyi destekler. Bugüne kadar farklı senaryolarla soru işaretleri uyandıran Black Mirror yapımcısı sizce bu kavrama inanmış ve bu yolda bir adım atmış olabilir mi? Bilim kurguyla fantastik dünyanın karıştığı bir düzlemde, canavarlar, iblisler, ışık bedenler, dünya dışı canlılar eksik olmazsa kurgusal bilimden ve dolaylı olarak teknolojiden uzaklaşıldığı öne sürülebilir mi? Rönesans dönemi aklın ve bilimin doğuşuna rağmen parapsikolojinin bazı kesimlerce esas bilim kabul edildiği düzeni yapılandırmıştır. Günümüz için ikinci Rönesans benzetmesi yapılacak olunursa Black Mirror, bilinmeyen gizle bekleneni buluşturan ve zihinleri hazırlayan yeni bir aydınlanmanın eseri olarak yorumlanabilir mi?